Kıyamet Melekleri
din mitoloji büyü film müzik kedi hikaye
kepleri yakalayın...
Gitmem gerek… bir daha dönmeden… aslında mutlu gibiyim de… hani bitti buydu ya amaç… ama büyümek var bir yandan… ürküyorum aslında… için için sorular var mücadele etmem gereken…
Yapmam gereken her şeyi yapmış mıydım? Olmam gereken her şey olmuş muydum? Belki bir daha fırsatım olmayacak… kendim olmaya… dışarıda onlar gibi olmamı bekleyen bir sosyal hayat var sadece… koridorlara son defa veda ederken düşündüm… ne kadar korunaklı bir dünyadaydım… ne kadar sınırsız… arkadaşlarımı düşündüm… ya da öyle olduğunu sandığım insanları… bir daha hiç görüşmezdik büyük ihtimal… geçici hevesler ve kalıcı tercihler çok farklıydı…
Ürküyordum… büyümekten… garipsedim kendimi… sorumluluk almaya… yetişkin olmaya hazır mıyım ki ben? Bu sınıflar 2 yılımı aldı şimdi yabancılaştım buraya da sadece bir anda… sanki her iki yöne de ait olmayan aradaki sıkışmış hayalet benim şimdi… sınıflar kokular gürültüler kantin… insanlar düşünceler istekler… olduklarımız yada olmaya çalıştıklarımız… yada sadece ben… garipsedim işte… koptum buradan.. gidiyorum bak şimdi…büyüdüm mü yani?
Koca adam oldum da hayata mı hazırım…
Ana rahmine geri dönesim var…
Güvenliydi orası…
Ve ben şimdi korkuyorum dışarıdan…
Kendim olamamaktan… değişmek ezilmek unutmaktan… tercihlerimin özgürlüğünü… kendim olmanın hafifliğini unutturabilirler mi bana? Ya yapabilirlerse? Hazır değilim belkide hayatın kendisiyle yüzleşmeye… neden bize bunları öğretmezler ki hiç…
Sıralara son kez bakarken tozlu vedalar gördüm… ne ilk olanım ne son…
Hepimizde aynı korku var mıydı acaba…
Büyümüşlüğü yadsıma yada…
Olgunlaşmam gerektiğini biliyorum ama bu kelimenin ne ifade ettiğinden emin değilim…
Sadece şimdi buradan gitmem gerek… herkese veda etmeliyim…
Ve sonra gençliğimde geride kalacak…
Kendimi bulduğum bir çağ biterken… değiştirilmeye çalışacağım bir çağ başlayacak…
Gene deli gibi gülme hakkım var mı benim? Salak saçma bağrınma? Devrimci olma hakkım ya da… fikirlerimi ona buna bağırma… değişmeyi reddetme şansı verirler mi? Neden o zaman bu korku…
İnsan neden garipserki büyümeyi…
İçten içe kaybettiklerinin bilincine varır… sessiz bir cenazedir aslında büyümek…
Şimdi beni ben olmaktan koparmak isteyen insanlar arasında yolumu kaybetmeden önce… kepleri yakalayın!
12.06.09
…kont’a…
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Yorgun argın bir melek düştü rüyalarımdan…
Yorgun argın bir melek düştü rüyalarımdan…
Kanatları kırık, ruhu çarpık…
Son melek de düştü rüyamdan…
Ve tanrı beni terk ederken…
Son melek baktı bana…
Gri gözleri anlamsız…
İsli kanatları küçücük…
Taşıyamadı karanlığı…
Savuramadı umutsuzluğu…
Koruyamadı kendini…
Yaralı bir melek düştü rüyalarımdan…
Bir daha dönmemecesine…
Beni terk edip giderken…
Gri gözleri boş… Ruhu kasvetli…
Fırtınalara göğüs geremeyecek kadar küçük…
Kanlı elleri kalbinden daha küçük…
Benliğimi terk edip kalbime lanet okurken küçük melek…
Vicdanını kaybetti…
Ve tanrı döndü sırtını unuttu bizi…
Küçük melek… Benliğini sorgulayamayacak kadar yorgun…
Düşlerimdeki acılar çok geldi ona…
Işığa hasret… Benliğimden nefret ederek gitti…
Ruhumun derinlerde bir kara delik…
Onu da içine çekmeye çalıştı…
İslenmiş kanatları küçücük… Meydan okuyamadı…
Yenilgisini kabullendi…
Bana yenilen bir melek… Benim karanlığıma…
Bu kadar mı büyüktü karanlığım?
Bu kadar dipsiz sınırlarım…
Gri gözlerle baktı melek “bütün sevgimi, ışığımı çaldın… Ama yetmedi… Ne kadar koyu bak…”
Yorgun argın melek terk etti ruhumu…
Küçücük elleri yaralı…
Arkasından baktım uzun uzun…
Sonra yoruldum…
Karanlık bir rüyaya uyudum…
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
hayal kırıklığı
Lütfen… Kelimelerimi bana bırak…
Biliyorum gideceksin… Engel olacak gücüm yok…
Ama kelimelerim bana kalsın… Atlatamam yoksa bu acıyı…
Hissediyorum yavaşça terk edişini beni…
Ruhunun ışığı uzak artık bana
Bizi bağlayan düğümler sökülüyor teker teker…
Sen her saniye daha solgun, soğuk ve kıpırtısızsın…
Gitmek senide yakıyor dimi?
Ama inan beni de yakıyor…
Bi şekilde uyandığımda yatağın bir ucunda olmayacaksın artık…
Saçımla oynamayacaksın…
Hissediyorum… Bana olan sevgin sönüyor…
Bir hayal kırıklığıyım sadece…
Bunu bile koruyamadım ki?
Bizi…
Şimdi sen giderken arkana bakmadan… Bakamadan… Ne olur bırak kelimelerimi bana…
Son defa uykuya dalacağım bu gece…
Ve sabah gitmiş olacaksın farkındayım…
Gideceğini bildiğim halde gitmenden ölesiye korkuyorum aslında…
Hep güçlü göründüm belki… Şimdi nasıl açıklayabilirim bu korkuyu?
Bu bir yenilgi belki de… Hayata karşı bir yenilgi daha…
Kabul yenildim… Bak söyledim işte… Artık gitme ne olur…
Sıcaklığına ihtiyacım var… Her korktuğumda yanımda olmana ihtiyacım var…
Hayatımı paylaşmana ihtiyacım var…
Sadece çok kısa değil mi bu süre… Bu kadar kısa tadımlık sanki…
Hayattan tadımlık almaya geldim gidiyorum der gibisin…
Bugün yanımda o kadar solgun ve zayıfsın ki…
Beklide inanılmaz acılar içindesin sende benim gibi…
Ayakların, ellerin buz gibi… Neden ısıtamıyorum?
Neden gücüm buna bile yetmiyor…
Gözlerine bakacak cesaretim yok…
Bu hayal kırıklığını göğüsleyecek cesaretim yok…
Başaramadın demenden korkuyorum…
Seni koruyamadım… Isıtmayı bile başaramadım hatta…
Ve sen her saniye benden giderken… Dur diyecek gücüm bile yok…
Yenildim bir kez daha hayata… Ölüme…
Kazanamadım işte… Adil bir oyun değil ki zaten…
Gözlerinde o parıltı var hala… O güven var hala…
Bana güvendin biliyorum… Belki birçok sefer de inandın her şey için…
İyi olacak dediğimde inandın… Geçecek dediğimde inandın… Öyle olmayacağını bilsen bile…
Ve şimdi gene… Geri dönüşün olmadığını bildiğin halde… Gözlerinde o güvenle bana bakıyorsun…
Hala başarabileceğime inanmak istiyorsun…
Ben bu hayal kırıklığını göğüsleyebilecek kadar güçlü değilim…
Gözyaşlarımdan bir nehirde boğuluyorum…
Ve belki bu gece sana veda etmem gerek… Ama cesaretim yok… Yapamam…
Ben bu oyunu kuralına göre oynamayı öğrenemedim işte…
Veda etmeyi öğrenemedim…
Kaybetmekten korktum hep… Sevdim şeyleri kaybetmekten…
Bir daha sarılamamaktan korktum… Gözlerine bakamamaktan korktum…
Ben bu oyunu oynayamayacağım… Baştan pes etmek istiyorum… Adil değil…
Bu kurallar adil değil…
Sevdiğim şeyi kaybediyorum şu an…
Sessiz bir veda bu… Sözcüklerin hiç kullanılmadığı bir veda…
Üzgünüm… Ben bir hayal kırıklığıyım…
Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
kendime requem...
Tenimdeki her gözeneği deşmek parçalamak istiyorum…
Derimi yakmak yıkmak kurutmak belki de… varlığımın anlamı olmadı ya intiharımın olur belki…
Sesli çığlık yeterli etkiyi yapmadı ya sessiz bir çığlık beyinleri uyandırır belki…
Nedir bu incitme arzusu…
Oyunu kurallarıyla oynamadın ve kaybettin işte…
Nasıl hala kazandığını iddia edebilecek kadar yüzsüzsün hayat!
Ve ben kendi irademi son defa ele geçirirken gerçekten yapan ben miyim yoksa kader mi emin de olamadan aslında…
Sana son defa bakmak istiyorum…
Bakmak ve baktıkça senden tiksinmek… tiksindikçe de bu kelimeleri üstüne kusmak istiyorum…
Hala direnebilirim kendime…
Ama artık istemiyorum anlamı yok…
Güvenebileceğimi umduğum bütün kaleler aslında kumdanmış…
Bir dalgada yıkılıverdi hepsi…
Oysa nasılda güçlü görünmüşlerdi bana…
Ya da ben nasılda hazırmışım inanmaya…
Hala direnebilirim kendime… bir sigaralık zamanım var…
Bu kadarını verebilirim kendime…
Ve daha sonra önce midemi parçalamak istiyorum…
Hiç bitmeyen bu yükten kurtulmalıyım…
Her ne varsa orda çıksın artık benden…
Ve sonra ciğerlerimi özgür bırakacağım…
Doya doya çığlık atmayalı ne kadar oldu ki?
Bir sigara içimlik vaktimde ise sadece sana bakmak istiyorum tanrı!
Nende bu oyun böyle bitmeli?
Neden bel altına vurdun ki?
Hani adaletin sevgin ve bağışlayıcılığın… hani özgür irade…
Bütün dünyayı acıyla kasıp kavurdun sadece…
Ama neden olayı kişiselleştirince kabahatli oldum ben?
Ben neden acıyla kasıp kavuramam ruhumu…
Bir insanın derisini soyarsan acaba ruhu çıplak kalır mı?
Odanın köşelerinde biriken larvalara bak…
Beslenmeyi bekliyorlar…
Bitirmeden önce son defa yapmak istiyorum bunu…
Son defa bir sigara içmek istiyorum…
Zaten çürümüş ciğerlerime çeke çeke ve zaten havasız olan odayı daha da boğaraktan...
Kokuşmuş bu oda değil mi? Hayatım gibi… yarattıkların gibi…
Bak sigaramın yarısına geldim… tadını alamadım ama hala…
Tıpkı hayatım gibi… onunda yarısına gelmiştim aslında…
Ama hala yaşamın tadını bulamadım…
Ve şimdi gitmeden önce söylemek isterim tanrı…
İsyan edeceğimi biliyordun… özür dilemem bunun için…
Boş rutubetli bir odada bir ceset olmak…
Bu kader mi özgür irademi… bilmiyorum hala…
Şimdilik elveda tanrı…
...kontes'ten...
Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
adamna göre muamele var bu hayatta!
Adamına göre muamele var bu hayatta!
Ya onlardansındır ya değil.
Egon ne kadar büyükse ve ne kadar popülersen ki bu popülariteyi nasıl kazandığın pek fark etmez…
O zaman onlardansın demektir…
Sürekli şikâyet ederler ve ilgi beklerler sürekli yakınır ve dünyayı kurtarırlar ama aslında sadece egolarını tatmin ederler…
Sürekli pohpohlanmak isterler.
Bak ne yazdım oku derler ya da bak ne yaptım ne çizdim bak neler yaşadım derler hep anlatırlar hiç susmazlar…
Ayrım olmasın der sürekli kendilerini üstün görürler…
Sadece pohpohlanmaya ihtiyaçları varken ararlar, hatırlarlar…
Ve adamına göre muamele yaparlar.
Sen onlardan değilsen dinlemezler duymazlar görmezler…
Haklıysan bile haksız olursun sürekli…
Sonuçta onlar senden 2 basamak yukarda dururlar…
Neden bir çocuğun bir çömezin sözlerini dinlesinler ki?
Ne gerek var ki?
Senin dinlediğin hiçbir müzik iyi değildir…
Sevdiğin hiçbir yazar iyi değildir…
Yaptığın hiçbir şey bakmaya değmez…
Sonuçta sen onlardan değilsindir…
Ne özgür olmaya hakkın vardır ne kendini savunmaya…
Abim dersin efendim diyemeyecek kadar önemli işleri vardır…
Dostum dersin seni göremeyecek kadar kalabalıktır çevresi
Kardeşim dersin seni duyamayacak kadar uzaktır sana
Sevgilim dersin dokunamayacağın kadar yukardadır sende…
Değişmezler kim oldukları fark etmez…
Her yerde her şekilde varlar… Her zaman olacaklarda…
Yüksek egoları arasındaki geçişsindir sen
Bağımlılardır sana
Ama sadece o bir üst basamağa geçene kadar
Sense gerçekten onlara inandığın için… Gerçekten sevdiğin için… Göremezsin bunu
Fark edemezsin bile aslında sana ne kadar uzak olduğunu… Ne kadar önemsiz olduğunu…
Fark ettiğinde canın yanar elbet… Ama daha çok sevgin seni kör ettiği için kızarsın…
Bu kadar büyük bir egoyu nasıl fark edemedim ben?
Birçok arkadaş edinirsin ama senin halkan daha küçüktür daima…
Popüler değilsindir çünkü… Olmak da istemezsin…
Ben önemsiz olmaya çalışıyorum diye de kimsenin gözüne sokmazsın…
Egon da yoktur bu yüzden… Sen gerçekten sadece sensindir…
Kendini kabullendiğin için genelde bu çabayı anlamak zor gelir…
Yapmadığın bir şeyi nasıl anlayabilirsin ki?
Yani sırf bir basamak atlamak için insanları kullanmak…
Ya da o basamağı atladıktan sonra geride bıraktıklarına arkanı dönmek?
Bunların kötü olduğunu savunurken nasıl yapabilirsin ki…
Onlar değilsindir sen…
Onlardan olamadığın için zaten… Hep haksız, hep başarısız ve hep önemsiz olansın…
Kendin olmana izin yok bu hayatta!
Adamına göre muamele var işte sadece…
Haklı da olsan… Daha iyi de olsan… Ya da sadece onlara denk olsa fark etmez…
Bu büyük resimdeki renkli kısım onlardır… Her şey onlardır…
Sense arada vitrin mankenisindir…
Renksiz, cansız ve birbirinin aynı üretim, özelliği olmayan…
Kişiliği olmayan… Birbirinden farksız vitrin mankenlerinden birisindir…
Onlar yeşil, turuncu, pembe, kırmızı, mordur…
Sen grisindir… Etkisiz elemansındır…
Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
